Okul birincisinden ayakta alkışlanacak konuşma Okul birincisinden ayakta alkışlanacak konuşma
Seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılması gündeme gelince, ortalık bir anda ısındı. Sayın Kılıçtaroğlu,  Sayın Erdoğan için düne kadar ‘’Cesareti varsa tabi ki aday olabilir’’ derken, Perşembe günü yapılan 6’lı masa toplantısında, ‘’Bir daha aday olamaz.’’ Diye bir deklarasyon yayınladılar. Peki neden? Bunun en önemli nedeni anketlerin, Sayın Cumhurbaşkanının lehine çıkmaya başlamasıdır. Gelelim İmamoğlu’na, Ekrem İmamoğlu’nu anlamış değilim. Ne yapmaya çalıştığını seziyor, fakat tam yerine oturtturamıyorum. İstanbul’un bir belediye başkanı nasıl oluyor da il il dolaşarak açılışlar yapıyor, mitingler düzenliyor? Geçmiş zamanlarda popüler belediye başkanlarını mitinglerde görüyorduk, fakat onlar liderlerinin yanında boy gösterirlerdi. Bu ise almış başını gidiyor. Bakınız 28 Ocak’ta İmamoğlu Bilecik ve Bozüyük ziyaretleri yapıyor, Program şöyle: Saat: 11’de Tevfik Bey Caddesi Esnaf ziyareti, 12.00’da Halkın Esnaf Projesi Lansmanı, 13.30’da Temel Atma Töreni, 14.30’da İsmet İnönü Caddesi Esnaf Ziyareti, 15.00’da Bozüyük Belediyesi Ziyareti ve Halk Buluşması. Efendiler! Bu adam kim? Bunu parti başkanları yapar. Bakanlar bile buna cesaret edemez. Bu lalettayin bir memleketin belediye başkanı, bunun gibi Türkiye’de binin üzerinde insan var. Sonra Bilecik’in, Bozüyük’ün belediye başkanları yok mu? CHP ise ikisi de CHP’li. İstanbul’un sadece büyük olmasını bir kenara koyarsak ne farkı var? Şimdi gelelim İmamoğlu’nun Umre sonrası hemen neden Atina’ya gittiği ve o samimi pozları neden verdiğine. Birincisi bu ülkede 1928 yılında çıkartılan yeni vatandaşlık kanunu ile 1.300.000 civarında, kişi Türk vatandaşı oldu ve adları Agop iken bir anda Abdullah’a dönüştü. İkinci çalışma ise 2525 sayılı kanun sonrasındadır. Bu Kanun, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 tarihinde Resmî Gazete ‘de yayımlananlara, 2 Ocak 1935′te yürürlüğe girmiştir. Yani adını değiştirenler, soyadı alırken de ayrıcalık tanındılar. Bize Teke, İşçi, Karpuz, patlıcan gibi soyadları verilirken, onlara ‘’…gil’’ ve ‘’…oğlu’’ soyadları verildi. İmamoğlu, bugün çok inanmasam da 30.000.000 oldukları söylenen kriptolara ben buradayım; demek için bu ziyaretleri yapmıştır. Gelelim Umre ziyaretine, herkes İmamoğlu’nun, Müslümanlara şirin görünmek ve oy toplamak için Umre’ye gittiğini yazdı; çizdi. Peki, İmamoğlu, Umre’ye giderek, sağ cenahtan ya da Müslümanlardan oy alamayacağını bilmiyor mu? Biliyor. Onun amacı, ‘’Umre de ne ki, bakın ben bile gidiyorum…’’ Diyerek, bu eylemin bir şey olmadığını ve siz oralarda fotoğraf çektirenlere, bizden diyorsunuz ya, bu öyle bir şey değil. Ha İtalya’ya gitmişsin, ha Umre’ye gitmişsin ne fark eder, ikisi de tatil gezisi diyordu. Hadi Hac için müracaat et de göreyim. Peki, bir parti başkanı gibi geziler yapan, Umre ve Atina ziyaretleri ile gündemden düşmeyen İmamoğlu’nun amacı ne? İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığının zor olduğunu görünce manevra yapıp, CHP parti başkanlığına oynamaya başladı. Ya da öyle yönlendirildi. Plan şu: Sayın Kılıçtaroğlu, bu seçimde büyük ihtimalle aday olacak ve seçilemeyecek, o zaman o koltukta da oturma şansı kalmayacak. O zaman en popüler aday kim? İstanbul hariç her yeri ziyaret eden İmamoğlu… Yalnız burada bir isim daha var ki, bunu da karşı taraf destekliyor. Canan Kaftancıoğlu. Tıp eğitimi almış, akıllı ve yıllarını siyaset içinde yoğurmuş bir kişilik. Kaftancıoğlu’nun ceza almasına rağmen hala İstanbul İl Başkanlığı koltuğunda oturuyorsa, bunun nedeni denge politikasıdır. Hadi size bir komplo teorisi daha söyleyeyim. 4 Şubat 2023’de Sayın Kılıçtaroğlu cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayacak, Sayın Meral Akşener bunu kabul etmeyecek ve masa dağılacak. İYİ Partinin adayı Sayın İmamoğlu olacak… Hadi Hayırlısı… CUMHURBAŞKANI BU CUMA SÖĞÜT’TE İDİ. Değerli hemşerilerim. Ben görevi gereği, Söğüt’te oturmaktayım. Bu hafta Sayın Cumhurbaşkanı Söğüt’e gelerek çıkarılan ilk altın külçesini dökmüş ve ekonomimiz için çok önemli bir unsurun daha hayata geçmesini sağlamıştır. Peki, bu maden yeni mi keşfedildi? Hayır! Osmanlı döneminde bile burada altın çıkartılmıştır. Ancak, yıllarca benim de şahit olduğum şekilde, buradan toprak alınıp Ankara Temelli civarında bir yere götürülür ve bir daha ne olduğundan haber alınamazdı. Yıllarca FETO davası sanığı KOZA ALTIN bu uygulamayı böyle yaptı. Arazi Tarım Kredi Kooperatiflerinin bir kuruluşu olan GÜBRETAŞ’a ait. Yani yıllarca gariban köylünün hakkını bu KOZA denen şirket gasp etti. Ne Söğüt’e, ne Söğüt halkına, ne de kooperatif üyelerine bir şey koklatmadılar. Şu anda bu sahada büyük bir yatırım var. Çok büyük tesisler kuruldu. Hatta şunu söyleyeyim, içeride iki adet benzin istasyonu var. Ne demek istediğimi anlayın. Ülkemize hayırlı olsun.

Editör: TE Bilisim